Çarşamba , Temmuz 17 2019
Anasayfa / Blog / Oğlum Bak Git!

Oğlum Bak Git!

Apartmanımızın arkasında arabayı park ederken-her zaman ki gibi park etmeye çalışırken:)- yaşları 13 ile 15 arasında değişen bir gurup gencin bisikletimin bulunduğu alana doğru yöneldiğini fark ettim. Az bir zaman sonra da diğerlerinin gözcülüğünde bir gencin bisikletimin kilidiyle uğraşırken gördüm.

  Beni fark ettiklerinde o gençten başkası kalmadı. Gence ne yapıyorsun dediğimde de “arkadaşımın bisikleti de…” diye başlayan bir cümle ile savunmaya geçti. Ardından o gençle uzun bir sohbet başladı tabi. Neden? Niye?…. Tabi bu soruları sorarken de korkutmak amaçlı “kendisini polise vereceğimden ve ardından hayatının nasıl şekil alacağından da bahsettim” belki baklava çalmanın, “adam öldürmekten, banka hortumlamaktan ve 13 yaşındaki bir kıza-kendi rızası ile!-olmayacak şeyler yapmaktan” daha fazla şuç sayıldığı bir ülkede yaşadığını bilmiyordu!
 
  Kızmıyordum ona çünkü ne olursa olsun o daha bir çocuk, belki utanarak belki de “polis çağıracağım” sözümden korkup ağladı, özür diledi bir daha yapmayacanı söyledi. Ben bir anda kendimi o videoda hissettim ve kendi içindeki sinirlenme dürtülerime “oğlum bak git” diyerek onları uzaklaştırdım. Evet belki sinirlendim çünkü daha önce başıma 2 kez geldi bu hırsızlık olayı ve bu seferkini suç üstü yakalamıştım nede olsa…. Fakat “oğlum bak git, o daha bir çoçuk…” Neyse ki şimdi arkadaşız hamdiyle 🙂 Diğer arkadaşlarıyla da oturup bir güzel sohbet ettik. Taktir edersiniz ki konu her büyük – küçük sohbetlerinde olduğu gibi onların okuyup kendilerini kurtarmalarına kadar geldi ve bi an onları ne kadar özlediğimi fark ettim.. Kamplarda yaşadığım anılarım geldi aklıma. Bu güne kadar ki en verimli, en çok şey öğrendiğim dönemiydi onlarla çalıştığım dönemler. Atamaların bu denli kısır döngüde olduğunu bilmesem “öğretmen olsaydım keşke”  diyecektim nerdeyse!
 
  Tabi babam en radikal memur emeklilerinden birtanesi. Olayı öğrendiğinde  gençlerin ne çete kurmadığı kaldı ne de arkalarında ki başka bir örgütün varlığı… Bence bu işin arkadasında da amerika var ama neyse.. 🙂

  Gençlik alanında başarılı çalışmalar yapan ve pasaportu birleşmiş milletler şubesi gibi olan bir tanıdığımın bir ülkede yaşadığı deneyim geldi aklıma. Bisiklet çalmak serbest! Toplum o kadar benimsemiş ki bu olayı bir yerden bir yere gitmek için bir bisiklet çalıyosun sonra başkası da başka bir yere gitmek için onu senden çalıyor. Bu böyle devam ediyor. Artık bu sistem otura otura eskiden bizim kamplarda “eşya kaybolma” olaylarında kullandığımız “çalındı” yerine “yer değiştirme” terimine dönüşmüş. Ülkemizde herkes benimserse bende benimserim  tabii:)
 
  Bisiklet o yaştaki bir genç için dünyada icat edilebilinecek son ürün öyle değilmi? En azından benim çalınabilecek bir bisikletim vardı. Peki ya babasının imkanı olmayıp da alamayanlar? İmkanı olup da babasının bisiklet almadığı gençler ne yapsın? Ya da çoğu kişi çatır çatır iş bulup gezerken, “dayısı” olmadığı için sevdiği işe giremeyen, atanamasını alamayanlar ne yapsın? Baklava çalmasın bu işin başka yolunu bulsun torpil bulsun mesela ne de olsa başkasının rızkısına göz dikmekmenin türlü türlü yolları var… Bak yine sinirlendim, oğlum bak git…

Hakkında Aykut Günhan

Kontrol et

Toplumsal bir facia “Soma”

Soma’da yaşananlar için kafamda düşünceler dönüp dolanıyor. Bir maden ocağı kazasında yüzlerce vatandaş hayatını, aileleri …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir