Pazar , Eylül 22 2019
Anasayfa / Blog / Arthur Schopenhauer Zaman ve Bilinçaltı Kavramı

Arthur Schopenhauer Zaman ve Bilinçaltı Kavramı

Sözlükte gündeme dair konuları karıştırırken denk geldim, düşünce yapım ile varlığından bile haberdar olmadığım kişinin yüzyıllar önce bu dünyaya salgıladığı düşüncelerin paralellik göstermesi beni mutlu etti.

Sanki ömrü boyunca belli bişeylerin farkında olan ama tam olarak algıladığı şeyin ne olduğunu kavramamış birisinin, kavradığı şeylerin ne olduğunu ona cümleler kurarak anlatacak adamla tanışması gibi bir durum.

Evet tam bir gün Arthur Schopenhauer‘i okudum, şuan kitaplarını alıp okuma fırsatım olmasada Türkiye’ye döndüğümde 6.işim bu olacak.

İnsanların bir eserden duygusal olarak etkilenmeleri, çoğunlukla o eserde kendinden bir şeyler buldukları içindir. Bir filmi çok beğenmişssinizdir. Genellikle aynı film zevkine sahip olduğunuz arkadaşınız ise filmi aynı ortamda izlemenize rağmen sizin kadar beğenmemiştir filmi. Çünkü filmde esas oğlanın başından geçen bir kaç olay, sizin başınızdan geçen olaydır, arkadaşınızın değil!

Evet Schopenhauer’da bir kaç tespiti, yaşayış tarzı, hayat felsefesi ile beni bu denli kendine hayran bıraktı. Reankaruasyona inansam çıkıp iddaa erderdim. (Yok artık daha neler- ben kim oluyorum!)

Schopenhauer’e göre bilinçdışı gerçekler, yani istenç, bilincimizin altında bastırılmış bir şekilde mevcut. Her türlü eylemimizin kökü bastırılmaya çalışılan veya dışa vurulmaya çalışılan bir istence dayanır.

Schopenhauer her türlü duygu durumunu istenç kavramıyla açıklıyor. Acı çekmek, istençin amacına giden yolun engellenmesi iken mutluluk ve sevinç istençin başarıya, yani amacına ulaşmasıdır.

Yani insan neye göre, kime göre mutlu/mutsuz? Cevabını veriyor işte ünlü filozof; insan bilinç altındaki bastırılmış isteklerinin gerçekleştiği ölçüde mutlu/mutsuz. Ekliyor aynı zamanda, “İstem, hayatî bir güçtür; ayak direyen, zorlayan bütün doğada bulunan, doyumsuz hayatî güçtür.“ Diyor. Buna dayanarakta sürekli mutluluğun imkansızlığını savunuyor. İkdisat derslerinin ilk dönem vize, ilk sorusunun cevabı; sınırlı kaynaklar, sınırsız insan ihtiyaçları… Burada belirtilen “İstenç” kavramını tabiki salt istek manası taşıdığı söylenemez ama taşımadığı da söylenemez yani bu bir çocuğun şeker isteme durumu değil. Bana göre çocuğun canının şeker çekmesindeki itici güçtür anlatılmak istenen istenç.

Ünlü düşünür blinç altından bahsediyor, bir çok yerde aldığımız kararlarda blinçaltımızın rölünün sandığımızdan daha fazla olduğunu, resmen blinç altımız tarafından yönetildiğimizi okudum ve duydum.

Dean Koontz’un Night Chills adlı kitabından alıntılar yaparsak blinç altımız hakkında biraz fikir edinebiliriz:

‘insan beyninin bilgiyi algılayan iki monitörü vardır: bilinç ve bilinçaltı…bilinç sadece gözle görülebilen olayların farkındayken bilinçaltı çevresel görüntüleri de algılar. beynin bu iki bölümü birbirinden bağımsız işlevini sürdürür.

Beynin değişik bölümlerinden depo edilmiş bilgiler beş duyu aracılığı ile toplanıp biraraya getirilir. Bilinç, duyularımıza belli hız ve yoğunlukta gelen bilgilerden haberdar olur ancak bilinçaltı çok daha hızlı bir şekilde görür, duyumsar. Bilincin haberdar olmadığı-algılayamadığı her olayı anında algılar. Bilinçaltı algılaması budur. Beş duyumuz aracılığıyla bizleri harekete geçiren olayların yüzde 90 ından fazlası bilinçaltıyla algılanır.

1957 yılında sıradan bir filmin gösterimi sırasında perdede şöyle bir yazı belirdi: “çok susadınız” bu yazı perdede çok hızlı bir şekilde görünüp kaybolduğundan insan ne olduğunu hatta görüp görmediğini bile anlayamıyordu. Ama bu yazı perdede göründükten sonra insanlar çıkıp soğuk içecekler aldı.

Bilinçaltı söylenen her şeye inanır ve aldığı bilgilere dayanarak bir davranış oluşturur ve bilinci yönlendirir’

image

Ayrıyeten şöyle bir durum daha var, Eğer bir işi başaracağınıza inanmıyorsanız o işi yaparken beyniniz, o işi yapamayacağınızla ile ilgi çeşitli bahaneler üretmeye başlar. Sonuç: Pes! Neden? Yorgunum, hastayım vs. vs. Burada anlatmak istediğim yaşam koçları gibi Pozitif olun “Başaracağınıza inanın!” demek istemiyorum. Zira “ha” deyince inandım, tamam diyemessiniz. İnanabilmeniz için -aşırı özgüven patlaması yaşayan inasanlardan değilseniz- önceki deneyimlerinizi gözden geçirmeniz gerek. Ayrıca her şeyi başaracaksınız diye bir şey de yok. Rahat olun.

Buraya kadar olanlarları bir harmanlarsak eğer; başımıza gelen olaylarda verdiğimiz tepkiler ve bir takım yaptığımız seçimler bireylerin kendi blinçaltındaki bastırılmış duyguların bir sonucu olduğu ortaya çıkıyor. Geçmişte yapmış olduğumuz seçimlere dönüp baktığımızda “Bu hatayı nasıl yaptım?” Sorusunu soruyoruz. İşte bence bu soruyu bilinçli olarak soruyoruz fakat sorunun cevabı blinç altımızda yatan bizim bile farkına varmadığımız duygular. Bu arada aklını kurcalamadan belirtmekte fayda var; bilinç, bilinçaltı ve blinçsizlik birbirinden farklı…

BBC’nin belgeselinde, yaptımız seçimlerin 6 saniye öncesinden beynimizde biliniyor olması durumunu ele alınmış. İzlemek isteyenler için:

image

Yani aslında hayatımızı gerçekten sandığımız gibi kendimiz mi yönetiyoruz, aldığımız kararlar bir Öz İradenin ve Özgür İradenin bir sonucu mu? (Bu soruyu düşünürken Pi’yi 3 al. Yani Türkiye veya başka bir ülke şartlarında, gelenek ve göreneklerine göre düşünme)

Zaman Kavramı

image

Schopenhauer’ın zaman kavramını açıklama şeklini okuyunca da etkilendim. Evet ünlü düşünüre göre de zaman kavramı sadece insanların bir tasavvuru. Aslında bu düşünce Kant’a ait ama Schopenhauer Kant’tan etkilenen bir düşünür. (Bir yazısında Kant’ı bilmeyen beni okumasın der.)

Zaman herkese göre sabittir. Dünyamızın hareket eden konumuna göre ayarlanmıştır. Dünyadaki insanların bulundukları konuma göre ise de saat kavramları değişir. Randevularımız olur “şu ayın şu günü şu saat” diye bana bu çok garip gelmiştir hep bu durum, “bir ‘an’ var ve o an henüz bu an değil. O anın gelmesini bekle” atıyorum 13 Aralık ta randevunuz var, biraz zaman geçti ve 13 Aralık geldi çattı ve siz randevunuza gittiniz. Aslında 13 Aralık gelmedi o ‘an’ geldi. Geldi ve siz bir başvuru veya görüşme yaptınız. 13 Aralık sadece bütün bu akan zaman denilen olayda bir imge. Bütün olay sadece insanların zihinlerinde oturttukları bir olay, şey her neyse(zaman)

“Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, pireler berber, develer tellâl iken ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken..”

Geçmiş, şu an ve gelecek. Bu üçünden sadece “şu an” samut olarak karşımızda diğerleri zihnimizde hatırladıklarımız ve tasavvur ettiklerimiz.

Belki zaman kavramı ilgili bir belgeselden küçük bir bölüm ilginizi çekebilir:

image

Üstadın kendine has pesimist bakış açısıyla yazılmış ilgili sözüyle bitirelim :

“En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ama bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez.”

—Arthur Schopenhauer

Hakkında Aykut Günhan

Kontrol et

Toplumsal bir facia “Soma”

Soma’da yaşananlar için kafamda düşünceler dönüp dolanıyor. Bir maden ocağı kazasında yüzlerce vatandaş hayatını, aileleri …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir